Çankırı'de eğlence ve yaşam kültürü son yıllarda ciddi bir dönüşüm geçirdi. Elektronik müzik konusu, şehrin yeni sosyal haritasında öne çıkan başlıklardan. Dinamik sahneyi birlikte inceleyelim.
Hard House'un aksine, her şeyin drum vuruşları olmadığını iddia edercesine vokal'e daha fazla ağırlık veren House koludur. Gospel ve latin müziklerinin etkisiyle de gelişmiştir. Martha Wash, Amber, Sia, Nervo gibi isimler bu türde öne çıkmaktadır.
Bilindiği üzere, kulağa hoş gelen melodilerle üretken bir yapı sergileyen Progressive Trance, Ambient'ın ortaya koyduğu kalitede seçici yapıya sahiptir. Trance türü içinde en yaygınıdır. Tiësto, Ferry Corsten, Armin van Buuren, Markus Schulz, Sied van Riel, Above & Beyond son zamanların başlıca isimlerindendir.
Bu dönem aynı zamanda elektronik rock ve disko'nun yükselişine de sahne oldu. Kraftwerk, Pink Floyd gibi gruplar analog synthesizerları ve efekt birimlerini müziklerine entegre ederek elektronik müziği altkültürden çıkarıp geniş kitlelerle buluşturdu. Bu sayede elektronik sesler artık sadece akademik stüdyoların ya da avangart çevrelerin değil, dans pistlerinin ve popüler müziğin de ayrılmaz parçası haline geldi.
Araştırmalar gösteriyor ki, elektronik müzik, elektronik müzik aletleri ve teknolojik araçlar kullanılarak üretilen bir müzik türüdür. Bu müzik türünde kullanılan elektronik müzik aletleri, düşük kuvvetli sistemlerdir. Bu sistemler transistor, tümleşik devre gibi parçalar kullanırlar. Elektromekanik anlamda ses üreten elektronik müzik aletleri ile elektronik ögeler kullanarak ses üreten enstrümanlar arasında ayrım yapılabilir. Elektromekanik enstrümanlara Telharmonium, Hammond org ve elektro gitar; elektronik enstrümanlara ise Theremin, synthesizer ve bilgisayar örnekleri verilebilir.
1980'lerle birlikte başlayan dijital devrim elektronik müziğin üretim biçimlerini tamamen değiştirdi. 1983 yılında tanıtılan MIDI (Musical Instrument Digital Interface) standardı ve Yamaha DX7 gibi dijital FM synthesizer'lar sayesinde elektronik müzik üretimi çok daha erişilebilir ve taşınabilir hale geldi. Bu teknolojiler yalnızca profesyonel müzisyenlere değil, amatörlere ve ev stüdyolarına da kapı açtı. Aynı zamanda Cubase, Pro Tools gibi DAW (Digital Audio Workstation) yazılımları sayesinde ses kaydı, düzenleme ve mix işlemleri bilgisayar ortamında yapılabilir hale geldi; böylece stüdyo prodüksiyonları evlere taşındı.
Şehir Perspektifinden Değerlendirme
1960'lar geçince Vietnam'daki savaş, ırk ilişkileri, cinsel töreler, kadın hakları, geleneksel otorite usulleri, psikoaktif maddeler ile deneyim ve Amerikan Rüyası ile ilgili çelişkili bakış açılarına dair Amerikan toplumundaki yaygın gerilimler kamu meydanda giderek daha büyük bir rol oynadılar. Britanyalı grup The Beatles'ın pop müziği ve değişim ve deneyime vurgulu olan bir gençlik altkültürünün hızla evrimleşmesine yol veren hippi kültürünün eşzamanlı yükselişi gibi yeni kültürel şekiller ortaya çıktı. The Beatles'ın yanı sıra Birleşik Krallık ve Amerika'dan birçok şarkı yazarı, şarkıcı ve müzik grubu karşıkültür hareketini etkiledi.
1960'lardaki karşı kültür, en çok Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık'ta gelişip 1956 ve 1974 yılları arasında Batı dünyası çapında yayılmış bir kültürel harekete verilen isim. Hareket, ABD hükûmetinin Vietnam'a yaptığı askeri müdahale sırasında büyüdü. Dönemden birçok akademisyen, hareketinin 1956 ile 1972 yılları arasında doruğuna ulaştığını inanmaktadır.
PiHKAL'da 2C-B kaydı 22 Kasım 2018 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi. [1] 22 Kasım 2018 tarihinde Wayback Machine sitesinde arşivlendi.
2C-B (2,5-dimetoksi-4-bromofenetilamin), 2C ailesine ait, halüsinasyonlara yol açan uyarıcı bir psikoaktif maddedir. İlk defa 1974 yılında Alexander Shulgin tarafından sentezlenmiştir ve Shulgin'in PiHKAL kitabında doz aralığı 12–24 mg olarak listelenmiştir. Uyuşturucu madde olarak 2C-B, bazen tablet olarak preslenen beyaz bir toz olarak satılır. Madde genellikle oral yoldan alınır, fakat burundan da çekilebilir veya buharlaştırılarak tüketilebilir.
25 yıllık ABD ulusal verilerini kullanan bir çalışmada, 20 Nisan'da saat 16:20 ile gece yarısı arasında ölümlü motorlu araç kazası riskinde ortalamaya kıyasla %12 artış olduğu bulundu. 21 yaşın altındaki sürücülerde bu risk artışı %38 olmuştur.
Manhattan'daki Washington Square Park, 20 Nisan'da New York'ta düzenlenen bir dizi toplantı ve gösterinin en büyüğü ve en önemlisine ev sahipliği yapmıştır.
Pratik Öneriler ve Notlar
Genelde sözsüz vokallerin (çoğunlukla soprano sesin enstrüman olarak kullanıldığı gözlenir) ön plana çıkışıyla ve bunların yer yer uyumlu melodilerle desteklenmesiyle oluşan bir tarzdır. Orbital, Genaside ii (Ad Finite)tarzın en iyi örnekleridir.AN21 & Max Vangeli, MOTI ve Tim Berg bu türün dikkat çekici isimlerindendir.
Yoğun olarak ses efektlerine yer veren Dub, enstrümantal Reggae olarak da bilinir. Dub, adını Lee Scratch Perry, Bill Laswell ve King Tubby ile duyurmuştur.
1960'lardan 1980'lere uzanan dönemde, modüler synthesizer'ların yükselişi elektronik müziğin seyrini kökten değiştirdi. Bu devrimin en önemli aktörlerinden biri Robert Moog oldu. 1964'te geliştirdiği Moog synthesizer, modüler yapısı ve klavye kontrollü osilatörleri sayesinde elektronik müziği, deneysel çevrelerden çıkarıp rock, pop ve film müziklerinin içine taşıdı. Aynı yıllarda, Almanya'da kurulan WDR Studio Köln, Karlheinz Stockhausen ve Herbert Eimert gibi öncü bestecilerle Avrupa'daki elektro-akustik müziğin kalbinin attığı yer hâline geldi. Stüdyoda yapılan çalışmalar, elektronik seslerin ciddi bir müzikal dile dönüşebileceğini gösterdi.
1957'de iki yeni elektronik enstrüman daha ortaya çıktı. Daha önceki Theremin ve Ondes Martenot'tan farklı olarak bu yeni enstrümanları kullanmak zordu ve zorlu bir programlama gerektiriyordu, ikisi de gerçek zamanlı çalınamıyordu. Bu enstrümanlardan ilki Max Mathews'un "Music 1" adlı bir programla kullandığı bilgisayarıydı. Enstrümanlardan ikincisi ise RCA Martk II Sound Synthesizer adındaki ilk elektronik birleştiriciydi. RCA tarafından tasarlanan alet the Colombia-Princeton Electronic Music Center'da kurulmuştur ve hâlâ oradadır.
Günün sonunda Çankırı ve çevresi, bu gelişmelerle birlikte daha görünür bir rol üstlenme potansiyeli taşıyor. Okuyucularımıza önerimiz; konunun farklı boyutlarını kendi perspektiflerinden değerlendirmeleri ve yerel kaynakları takipte kalmalarıdır.
Elektronik müzik başlığı, Çankırı için sadece bir gündem maddesi değil, aynı zamanda şehrin vizyonunu da yansıtan bir göstergedir. Bu tarz gelişmelerin toplumsal ve ekonomik yansımaları uzun vadede kendini gösterecektir.
hard House'un aksine, her şeyin drum vuruşları olmadığını iddia edercesine vokal'e daha fazla ağırlık veren House koludur. Gospel ve latin müziklerinin etkisiyle de gelişmiştir. Martha Wash, Amber, Sia, Nervo gibi isimler bu türde öne çıkmaktadır.
Kaynaklara göre, kulağa hoş gelen melodilerle üretken bir yapı sergileyen Progressive Trance, Ambient'ın ortaya koyduğu kalitede seçici yapıya sahiptir. Trance türü içinde en yaygınıdır. Tiësto, Ferry Corsten, Armin van Buuren, Markus Schulz, Sied van Riel, Above & Beyond son zamanların başlıca isimlerindendir.
Bu dönem aynı zamanda elektronik rock ve disko'nun yükselişine de sahne oldu. Kraftwerk, Pink Floyd gibi gruplar analog synthesizerları ve efekt birimlerini müziklerine entegre ederek elektronik müziği altkültürden çıkarıp geniş kitlelerle buluşturdu. Bu sayede elektronik sesler artık sadece akademik stüdyoların ya da avangart çevrelerin değil, dans pistlerinin ve popüler müziğin de ayrılmaz parçası haline geldi.
Belirtmek gerekir ki, elektronik müzik, elektronik müzik aletleri ve teknolojik araçlar kullanılarak üretilen bir müzik türüdür. Bu müzik türünde kullanılan elektronik müzik aletleri, düşük kuvvetli sistemlerdir. Bu sistemler transistor, tümleşik devre gibi parçalar kullanırlar. Elektromekanik anlamda ses üreten elektronik müzik aletleri ile elektronik ögeler kullanarak ses üreten enstrümanlar arasında ayrım yapılabilir. Elektromekanik enstrümanlara Telharmonium, Hammond org ve elektro gitar; elektronik enstrümanlara ise Theremin, synthesizer ve bilgisayar örnekleri verilebilir.
1980'lerle birlikte başlayan dijital devrim elektronik müziğin üretim biçimlerini tamamen değiştirdi. 1983 yılında tanıtılan MIDI (Musical Instrument Digital Interface) standardı ve Yamaha DX7 gibi dijital FM synthesizer'lar sayesinde elektronik müzik üretimi çok daha erişilebilir ve taşınabilir hale geldi. Bu teknolojiler yalnızca profesyonel müzisyenlere değil, amatörlere ve ev stüdyolarına da kapı açtı. Aynı zamanda Cubase, Pro Tools gibi DAW (Digital Audio Workstation) yazılımları sayesinde ses kaydı, düzenleme ve mix işlemleri bilgisayar ortamında yapılabilir hale geldi; böylece stüdyo prodüksiyonları evlere taşındı.